Paris'e gidince adına söylenmiş pek çok övgüyü hakettiğini hissettim. Bir masal dünyasında yolculuk yapıyor hissi veriyor insana. Kesinlikle yıllar öncesinde yaşanmış olan ihtişamın, şaşanın izlerine tanıklık edebiliyorsunuz. Benim Paris maceram sadece bir gün sürdü ama Avrupa'da geçirdiğim bir ayın belkide en güzel günüydü. Her ne kadar dönüşte bir otobüs arızası vakası ile karşılaşmış olsak da. :D
Genelde Avrupa da kapalı bir hava hakim. O nedenle de fotoğraflar(fotoğraf makinem de çok profesyonel bir şey olmadığından) genellikle karanlık tonlarda çıktı. Paris sanat açısından inanılmaz zengin. Bizim sanatçılar, artistler boşuna gitmiyormuş yani. Özellikle inanılmaz heykeller var. Çok başarılı. Tabi bu kadar sanat, bu kadar detay insanı şaşkınlığa da sevk ediyor.
O zamanların yaşam tarzı, düşünce dünyası anlatılandan ziyade nasıldı diyorum. Birde bu kesim burjuvanın yaşadığı kesim. Sonuçta Avrupa birde karanlık bir çağ geçirmiş. Pek çok eserde, yapıda bu karanlık dönemi çok iyi gözlemleyebiliyorsunuz. Mesela Notre Dame Katedrali'nin kapısındaki heykeller çok ürpertici gelmişti bana. zaten katedral ve kiliselerde inanılmaz kasvetli ve karanlık bir hava oluşturulmuş. Dönemin insanlarının kiliselerden korkutularak uzaklaştırılması için ciddi bir efor harcanmış gibi duruyor. Mesela o tasvirlerde din adamları, kralların ayakları altında farklı gruplardan insanların tasvirleri yapılmış.
Paris'e gidince Seine nehri ile de bir gezi yapılmalı. Ancak rehberimiz bu gezi esnasında pek bir şey anlatmadı. Fransız bir rehber de vardı ama Fransızcamız yoktu :D
| Seine Nehri |
| Notre Dome |
| Notre Dame - Paris |
| Paris Pompidou Center |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder